Diyarbakır'da Dağkapı Meydanı'nda konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan'dan kayyum çıkışı: "Türkiye'de eşit vatandaşlık olsaydı, seçmen iradesi gasp edilmezdi"

Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkan Ali Babacan, partisinin düzenlediği iftar programına katılmak üzere Diyarbakır’a geldi. + Gerçek'ten Remzi Budancir'in haberine göre, Babacan’ın Diyarbakır programına DEVA partisi bölge illerin il başkanları, il teşkilatları ve partililer katıldı.

Gözden kaçırmayın

Yöneylem Araştırması: Yeni seçmenlerin adresi açık ara CHP Yöneylem Araştırması: Yeni seçmenlerin adresi açık ara CHP

ALİ BABACAN’A YOĞUN İLGİ

Merkez Sur ilçesi, Gazi Caddesinde partililer tarafından karşılanan Babacan’a ilgi yoğundu. Gazi Caddesinde bulunan esnafı da ziyaret eden Babacan kendisi ile sohbet edenleri dinledi. Esnafın sorunu ise ekonomik krizdi. Babacan’a yaşadıkları sıkıntıları anlatan bir esnaf, “Ben bu cadde üzerinde ayakkabı boyacılığı yapıyorum. Vallahi geçinemiyorum. Bunun zulmünden kurtarın bizi” dedi.

"BU SOFRA EŞİTLİĞİN SOFRASIDIR"

Babacan ardından Dağkapı Meydanında partisi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Dağkağı tarihi olarak sembol bir yer. 1925’de Şeyh Said ve arkadaşlarının idam edildiği bir yer. Dağkapı Meydanında bir konuşma yapan Babacan, “Diyarbakır’da kurduğumuz bu sofra dayanışmanın sofrasıdır. Eşitliğin sofrasıdır. Ekmeğimizi bölüştüğümüz bu sofra barışın sofrasıdır. Adaletin sofrasıdır. Bu gün hakkın ve hakikatin sofrasını tarihi acılara tanıklık eden Dağkapı Meydanında kurduk” dedi.

"HAKKIN, HUKUKUN, ÖZGÜRLÜKLERİN PAZARLIĞI OLMAZ"

Babacan, 2013’te yaşanan çözüm sürecine de değindi. Çok yakında bir geçmişte silahların sustuğu, insanların büyük umutlarla barışa inandığı, barışı beklediği günler yaşadığını hatırlatan Babacan, “Bu meydanlar sadece acılara değil; umuda, huzura da tanıklık etti. Hatasıyla sevabıyla belirli süreçler yaşandı. Biz, zamanında iyi niyetle yapılan bazı girişimlerin topyekûn karalanmasına karşıyız. Geriye dönüp baktığımızda, yanlışlar yapıldığını da görüyoruz. Biz bütün bu tecrübelerden, bütün bu yaşanmışlıklardan ders alan bir anlayışla yarınlara daha geniş bir vizyonla bakmanın gerekli olduğuna inanıyoruz. Daha önce söyledim, yine söylüyorum. Hakkın, hukukun, özgürlüklerin pazarlığı olmaz. Hak, olduğu gibi tanınır. Ancak çatışmanın da sonsuza dek sürmesi kabul edilemez. Bunun sona ermesi için de ne yapılması gerektiğini gayet iyi biliyoruz” dedi.

"KURU KARDEŞLİK SLOGANLARI ATMIYORUZ"

“Geçmişimizden, yaşadıklarımızdan ders alacağız” diyen Babacan, “Gerçek bir demokratik düzeni hep beraber kuracağız. Özgür, zengin ve güçlü bir Türkiye’yi hep beraber inşa edeceğiz. Biz, kuru kardeşlik sloganları atmıyoruz. Biz, eşitlik diyoruz. Eşit vatandaşlığın altını kalın kalemle çiziyoruz” diye konuştu.

KAYYUM ATAMALARINI ELEŞTİRDİ

Kayyum atamalarını eleştiren Babacan, “Türkiye’de eğer eşit vatandaşlık olsaydı, herkesin iradesine eşit derecede saygı duyulurdu. Eşit vatandaşlık olsaydı, demokrasimizin üstüne kayyumların gölgesi düşmezdi. Eşit vatandaşlık olsaydı, şehirlerimizde seçmen iradesi gasp edilmezdi. Eşit vatandaşlık olsaydı, bu topraklarda konuşulan hiçbir dil yok sayılmazdı. Hiçbir dile ‘bilinmeyen dil’ muamelesi yapılmazdı. Hedefimiz; ülkemizde eşit vatandaşlık ilkesini hâkim kılmaktır. Türkiye’nin, kimsenin kimseye üstünlük taslamadığı bir ülke haline gelmesidir. Herkesin kendi kimliğiyle, olduğu gibi kabul edildiği bir Türkiye’yi inşa etmektir. Hayalimizdeki Türkiye, hepimizin Türkiye’sidir. Etnik, dini, mezhebi ve kültürel tüm çeşitliliğimizi sahipleniyoruz. Çeşitliliği en önemli zenginliğimiz olarak kabul ediyoruz. Herkesin kendisini eşit ve onurlu vatandaş hissettiği Türkiye hedefimize, hep beraber ulaşacağız” ifadelerini kullandı.

İSİM VERMEDEN TAHİR ELÇİ VE AYSEL TUĞLUK’A DİKKAT ÇEKTİ

Babacan isim vermeden 2015 yılında silahlı saldırı sonucu katledilen Tahir Elçi ve ağır hasta olan tutuklu HDP eski Milletvekili Aysel Tuğluk’a da dikkat çekti. Ülkede hak ve özgürlükler konusunda çok ciddi sorunlar yaşadığını vurgulayan Babacan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: 

“Eğer bir baro başkanı, televizyondaki bir tartışma programında, beğenin ya da beğenmeyin, fikirlerini ifade ettiği için gözaltına alınmış, hedef gösterilmiş ve bu onun canına mal olmuş ise o ülkede özgürlük sorunu vardır. Eğer, tutuklanan bir siyasetçi, hastalığının ilerlemesine rağmen hâlâ cezaevinde tutuluyorsa o ülkede haksızlık vardır. Eğer şiddet içermeyen, yakın tehlike oluşturmayan fikirler, ‘terör örgütü propagandası’ gerekçesiyle ceza alıyorsa o ülkede hak hukuk kalmamıştır. Tüm bunlar vicdanlarımızı yaralayan gelişmeler. Biz özgürlük diyoruz. İfade özgürlüğünün sınırları, öyle ideolojik pozisyonlara göre genişletilip daraltılamaz. Herkes keyfine göre bu sınırları belirleyemez.

"SORUNLARI MEŞRU, DEMOKRATİK SİYASET YOLUYLA ÇÖZECEĞİZ"

Biz, hukukun dışına çıkan her türlü uygulamaya itiraz ediyoruz. Çünkü özgür ve zengin bir Türkiye’ye giden tek yol, meşru demokratik siyasetten geçer. Sorunları meşru, demokratik siyaset yoluyla çözeceğiz. Meşru demokratik siyaset kanallarını tıkayan her uygulamanın karşısına dimdik çıkacağız. Tam demokrasi yolunda durmadan, canla başla çalıştık, çalışıyoruz.”

Babacan konuşmasını Kürtçe "Afiyet olsun” anlamına gelen “Noşi can be” diyerek tamamladı. Partiler ile birlikte Dağkapı Meydanı'nda iftarını açtı.