Anayasa Mahkemesi, evlilik dışı birlikteliklerin “ahlak dışı” olarak nitelendirilmesini Anayasa’ya aykırı buldu. AYM, “iyi ahlak sahibi olma” şartının soyut kavram olduğunu vurguladı.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında evlilik dışı birlikteliklere ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin oy birliğiyle aldığı bir karar açıklandı. Buna göre AYM, evlilik dışı birlikteliklerin “ahlak dışı” olarak nitelendirilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti.

Dedeoğulları davası; 1 Temmuz’da Konya 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek Dedeoğulları davası; 1 Temmuz’da Konya 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek

Söz konusu karar, 13 yıldır Türkiye’de bir Türkiye vatandaşıyla ilişkisi olan bir Rus’un başvurusu üzerine alındı.

Özel hayatın gizliliğini korumak için adı A.S. olarak kısaltılan başvurucu, 2016 yılında konut aldıktan sonra Türkiye vatandaşlığına geçmek istedi. Fakat İçişleri Bakanlığı bu başvuruyu, söz konusu kişinin yönetmelikte aranan “iyi ahlak sahibi olma” niteliğine uymadığını savunarak başvuruyu reddetti. Buna gerekçe olarak ise “yaşantısının Türk örf ve adetlerine uygun olmaması” gösterildi.

Bunun üzerine 2017’de dava açan A.S., iyi ahlak sahibi olmadığını gösteren hiçbir bilgi veya belge olmadığını, vatandaşlık başvurusunun gerekçesiz olarak reddedildiğini belirtti.

Başvuruyu değerlendiren Ankara 9. İdare Mahkemesi 2018’de “yaşadığı evlilik dışı birlikteliğin anayasal koruma altında olan aile kurumunu zedeleyici ve Türk toplumunun milli ve manevi değerlerine aykırı olması” nedeniyle A.S.’nin “iyi ahlak sahibi olmadığı” iddiası yönünde karar verdi.

A.S. son olarak aynı yıl Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

"İYİ AHLAK SAHİBİ OLMAK" SOYUT BİR KAVRAM 

Dört yıl sonra karar veren AYM, mevzuatta aranan “iyi ahlak sahibi olma” şartının soyut bir içeriğe sahip olduğunu, bu yüzden her başvurucu için somut verilerle ortaya konması gerektiğini belirtti.

İdare Mahkemesi’nin tek gerekçe olarak 13 yıllık evlilik dışı birliktelik yaşamasını gösterdiğini hatırlatan AYM, mahkemenin başka bir araştırma yapmadan karar verdiğini açıkladı ve “vatandaşlık talebinin reddedilmesiyle ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ilgili ve yeterli bir gerekçe içermediği ve bu bağlamda demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır” ifadelerini kullandı.