Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic, AİHM'e sunduğu mütalaasında Türk makamlarını Osman Kavala’nın serbest kalmasını engellemek için adım atmakla suçladı.

Gözden kaçırmayın

"Suçlu cezasız kalmamalı" "Suçlu cezasız kalmamalı"

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen serbest bırakılmayan ve bu nedenle Türkiye aleyhinde ihlal prosedürü başlatılan Osman Kavala dosyasına müdahil olan İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic mütalaasını sundu.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic, AİHM’e sunduğu mütalaasında Türk makamlarının, Osman Kavala’yı serbest bırakmayarak “AİHM kararını yerine getirme yükümlülüğüne uymadığını” savundu.

DW Türkçe’de yer alan habere göre Mijatovic, Türk makamlarını, “Kavala’nın serbest kalmasını engellemek için adım atmak”, “AİHM kararının sonuçları ve ruhuna uyuşmayan biçimde hareket etmek” ve “iyi niyetli davranmamakla” suçladı.

‘KAVALA’NIN ÖZGÜRLÜK HAKKI ENGELLENDİ’

Mijatovic, “yeni bir hukuki sınıflandırmayla, daha önce tutukluluk halini gerekçelendirme açısından yetersiz görülen olaylara ilişkin yeni ceza soruşturması başlatılarak Kavala’nın özgürlük hakkının engellendiğine” dikkat çekti.

Komiser Mijatovic yazılı görüşte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kavala hakkındaki beraat kararına tepkisi ve beraat kararını veren üç hakim hakkındaki disiplin soruşturmasına da yer verdi.

Mijatovic, buna rağmen savcılığın, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülüklerini görmezden geldiğini ve AİHM kararına rağmen Kavala hakkındaki ceza soruşturmasını “aynı kanıt ve olgular temelinde” sürdürme kararı aldığını aktardı.

‘CASUSLUK SUÇLAMASI KAVALA’YI HAPİSTE TUTMAK İÇİN YERLEŞTİRİLDİ’

Mijatovic, “Casusluk suçlaması sadece Kavala’yı hapiste tutma amacıyla yerleştirildi. Bu ve savcının tutuklama talebinin zamanlaması bu amacın AİHM’nin bağlayıcı bir kararını yerine getirmenin üstünde tutulduğunu açıkça göstermektedir” ifadelerini kullandı.

    Mütalaada, üst düzey devlet yetkililerinin Kavala’nın serbest bırakılmasına karşı devamlı kamusal beyanda bulunmalarının “suçsuzluk karinesi” ilkesiyle bağdaşmadığına da dikkat çekildi.

    Mijatovic, bu durumu resmi makamların “iyi niyetli davranmadıklarının” göstergesi olarak tanımladı.