Altı siyasi partinin genel başkan yardımcısından oluşan Kurumsal Reformlar Komisyonunda yer alan Gelecek Partili Feridun Bilgin, “Hedefimiz, ekonomimizi içinde bulunduğu ağır bunalımdan çıkarmak, milletimizi huzura ve refaha kavuşturmak, ülkemizi her alanda dünyanın saygın ve gelişmiş ülkelerden biri haline getirmektir." diye konuştu.

Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin,  "Bütün bu çalışmalarımızın ve bundan sonra yapılacak çalışmaların özü; ‘dünya beşten büyüktür’ diyenlere, ‘haklısınız ama Türkiye de birden büyüktür ve yetki kimde olursa olsun tek kişinin aklı ve zihni yetmez’ diye seslenmektir” dedi.

Altı siyasi partinin genel başkan yardımcısından oluşan “Kurumsal Reformlar Komisyonu”, Ankara’da toplandı.

Toplantıya; CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakcı, Demokrat Parti Ekonomik İşler Başkanı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz ve Saadet Partisi Ekonomik İşler Başkanı Sabri Tekir katıldı.

Fetihtepe kentsel dönüşümü yargıya taşındı: Belediyeden itiraflar Fetihtepe kentsel dönüşümü yargıya taşındı: Belediyeden itiraflar

Altı genel başkan yardımcısı, komisyon çalışmaları ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Gelecek Partisi Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, şunları söyledi:

“Bugün bizler, Türkiye’deki siyasi eğilimleri en geniş şekilde kapsayan altı siyasi partinin temsilcileri olarak karşınızdayız. Esasen Türkiye, bu yıl 28 Şubat’ta imzalanan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatı ile yıllardır görmeyi umut ettiği ve ülkemizin de çok ihtiyacı olan samimi, özverili bir iş birliğine şahitlik etmektedir. Hepinizin de yakından takip ettiği üzere Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinin anayasal, yasal çerçevesiyle seçim güvenliği konusundaki komisyonlar, çalışmalarını kesintisiz sürdürmektedir. Bugüne kadar da bu çalışmalarda çok önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

Ülkemizin son yıllarda tahrip edilmiş yönetim sistemi ve kurumsal yapısını yeniden inşa etmek, yurdumuzu huzurlu ve müreffeh hale getirmek için şüphesiz daha çok sayıda çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Bu çerçevede komisyonumuz, parti liderlerimizin 24 Nisan’da yaptıkları toplantıda aldıkları karar sonucu oluşmuştur. Heyetimiz, geçmiş kariyerlerini kamunun en önemli kurumlarında ve en üst düzeyde görevlerde geçirmiş ve çok büyük birikime sahip kamuoyunun da yakından bildiği üyelerden oluşmaktadır.

Komisyon üyeleri olarak bizler, mayıs ayından müteaddit defalar ve uzun süreli çalışmalar yaparak tam bir mutabakatla liderlerimiz tarafından belirlenen kurumsal yapı üzerindeki çalışmalarımızı tamamladık ve bugün raporu sizlerle paylaşmak üzere huzurlarınızdayız.

“HEDEFİMİZ, EKONOMİMİZİ İÇİNDE BULUNDUĞU AĞIR BUNALIMDAN ÇIKARMAK”

Neden bu çalışmaya öncelik verildiğini merak edenler için belirtmek isteriz ki… Demokratik toplumlar güçlerini, gelenekleri ve müktesebatı olgunlaşmış kurumlardan; esasları katılımcı bir anlayışla oluşturulmuş sağlam kurallardan; sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu politikalardan; ehliyetli, liyakatli dürüst kadrolardan alırlar. 2018 yılından beri tecrübe ettiğimiz, ‘verin yetkiyi bu aciz kardeşinize her şeyin ne kadar güzel olacağını görün’ diyerek getirilen sistemde; güçler ayrılığı yerini güçler birliğine bırakmış, kurumsal yapılar ve kapasiteleri tahrip edilmiş; ehliyet, liyakat ve dürüstlük yok edilmiş; ülkemiz yetersiz, yandaş kadrolarının elinde tek kişinin emir komutası altına girmiştir. Esasen mevcut tablo, yönetmekten ziyade bir yönetememe manzarasıdır. Bunun sonucu da istikrarsızlık, pahalılık, işsizlik ve her geçen gün daha da fakirleşmektir.

Kurumsal yapılardaki bozulma, özellikle Türkiye’nin dünya ekonomisindeki değişimlere uyumunu engellemekte, ekonominin dış etkilere dayanma gücünü zayıflatmakta, fırsatlardan yararlanma bir tarafa, ülkenin dünyadaki yeri ve etkinliğini her geçen gün daha da geri götürmektedir. Bütün bu sorunların çözümü acilen tam parlamenter sisteme geçilerek, güçler ayrılığı ve hukukun üstünlüğünü tesis etmekten, ekonomi başta olmak üzere tüm kurumsal yapının güçlendirilmesinden; stratejik hedefler çerçevesinde toplumun tüm kesimlerini içeren istişareye, ortak akla ve koordinasyona dayalı bir kamu yönetimi anlayışının geliştirilmesinden; kaynakların tüm toplum kesimlerinin ortak yararını gözetecek şekilde kullanılmasından; akla ve bilime dayalı politikalara dönülmesinden geçmektedir. Hedefimiz, ekonomimizi içinde bulunduğu ağır bunalımdan çıkarmak, milletimizi huzura ve refaha kavuşturmak, ülkemizi her alanda dünyanın saygın ve gelişmiş ülkelerden biri haline getirmektir. Bütün bu çalışmalarımızın ve bundan sonra yapılacak çalışmaların özü; ‘dünya beşten büyüktür’ diyenlere, ‘haklısınız ama Türkiye de birden büyüktür ve yetki kimde olursa olsun tek kişinin aklı ve zihni yetmez’ diye seslenmektir. Halkımızaysa, yandaşlarla değil, paydaşlarla ve kurumlarla çalışacağımız taahhüdüdür.”