VİDEO HABER

Kurultay çağrısı yapan CHP’li Usluer: Toplumsal hareketi siyasetin merkezi olarak kabul etmeliyiz

CHP’deki olağanüstü kurultay tartışmaları devam ediyor. Kurultay yapılmasını isteyen Parti Meclisi (PM) üyelerinden Prof. Dr. Gaye Usluer, 24 Haziran seçimleri ile parlamentonun “etkisiz ve işlevsiz hale geldiğini” belirterek, “Siyaseti sadece Meclis’ten ibaret olarak görmekten vazgeçmemiz lazım. Siyaseti bir bütün olarak düşünmeliyiz ve toplumsal hareketi siyasetin merkezi olarak kabul edecek bir anlayışla siyaset yapmalıyız” dedi.

dokuz8HABER /Zelal Taştan (@MRVZELAL)

CHP Parti Meclisi (PM) üyesi ve 25-26. dönem Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer, olağanüstü kurultay sürecini dokuz8haber’den Zelal Taştan’a değerlendirdi.

“BİZİM AÇIKLADIĞIMIZ RAKAMLAR GERÇEK”

Usluer, “Öncelikle merak edilen konu olağanüstü kurultay için toplanan imza sayısı. Bu konuda CHP Genel Merkezi farklı, siz farklı sayı verdiniz. İmzaların noterden verilmesine rağmen bu farkın nedeni nedir?” sorumuza yanıt verdi.

Usluer, “Türkiye’nin 81 ilinde delegelerimiz var. Her ildeki milletvekili sayısı çarpı iki. Artı bunlara ilave olarak milletvekillerimiz, parti meclisi üyelerimiz ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerimiz de doğal delegeler. Sonuçta 1250 civarında ve 81 ile yayılmış bir delege kapsamından bahsediyoruz. Delegelerin çoğu kendi illerinde notere gidiyorlar. Bazı illerde delegelerin tamamı birleşiyor aynı anda notere gidip birlikte veriyorlar imzalarını bazı illerde tek tek gidiyorlar. Bir nüsha noterde kalıyor iki nüsha da delegeye veriliyor. Delegeler aldıkları iki belgeden birinin fotoğrafını çekiyorlar ve WhatsApp’tan bize gönderiyorlar. Esas formları da posta aracılığıyla gönderiyorlar. Sonuçta olağanüstü kurultay isteyen grubun elinde hem WhatsApp’ta gönderilen resimlerin hem de formların toplanması, dosyalanması ve yeterli sayıya ulaşınca da Genel Merkeze teslim edilmesi gerekiyor. Genel merkezin kendi elindeki rakamlara ne şekilde ulaştığını bilmiyorum. Ama bizim elimizde bizzat delegelerimiz tarafından gönderilen WhatsApp görüntüleri ve büyük bir kısmının da matbu formları var. Dolayısıyla gerçek rakam, bizim söylediğimiz rakam” diye konuştu.

“BU HAREKETİ TÜZÜK KURULTAYI SIRASINDA BAŞLATMIŞTIK”

Gaye Usluer’e “Değişim ve Umut Kurultayı için bir çağrı yaptınız. Kimin değil, nasıl yöneteceğinin esas mesele olduğu vurgusu açıklamada öne çıkıyor. Ancak diğer yandan tartışma Kılıçdaroğlu ve İnce üzerinden yürüyor. Kurultay toplanacak olursa ‘kim’den ziyade ‘nasıl’ sorusunun öne çıkmasını nasıl sağlayacaksınız?” sorusunu yönelttik.

“Biz pazartesi kurultay çağrısı yaptığımızda sembolik grup olarak açıklama yaptık. Bir milletvekili, bir PM üyesi, bir il başkanı, bir ilçe başkanı, bir gençlik kolu başkanı ve bir belediye başkanımızla yaptık ki aslında tüm bu grup delege portföyünü tanımlamak açısından bir sembolik gruptu. Sonuçta çağrı özel bir grubun çağrısı diye bakılmamalı” diyen Usluer, “ Aslında bugün yönetim anlayışı değişmeli, ideolojik siyasi hattımız netleşmeli. Bu bir kadro hareketi derken biz esasında bu hareketi tüzük kurultayı sırasında başlatmıştık. Hareketin içerisinde o dönemde milletvekili olan benim de içerisinde olduğum 47 arkadaşımız vardı ama bunun içerisinde delegeler de vardı, il başkanlarımız vardı, ilçe başkanları vardı ve bu bir ortak çalışmaydı. CHP’nin solda, sosyal demokrat bir parti olarak siyaset yapması gereken bir parti olması nedeniyle bu hattın netleşmesi esas vurgumuzdu. Ama onun dışında CHP’nin mevcut yönetim anlayışına yönelik eleştiriler de var bunu hepimiz biliyoruz” ifadelerini kullandı.

“BU BİR MUHALİF HAREKET DEĞİL”

CHP’nin “biraz sağdan biraz merkezden değil tüzüğünde açıkça belirlenen yerde olması” gerektiğini savunan Usluer, “Milletvekili, belediye başkanı adaylık süreçleri; bunlar hep tartışmalı sancılı süreçler. Tüm bunları bertaraf edebilmenin yolu daha demokratik bir tüzük. Örneğin tüm adayların ön seçimle belirlenmesi gibi çok güçlü iddialarımız vardı. Ve tüzük kurultayındaki harekete baktığımızda bu bir muhalif hareket değildi. Yani parti içi muhalefet sözcüğü yıkıcı bir sözcük bence ve ben bunun kullanılmasını asla doğru bulmuyorum. Bu bir muhalif hareket değil. Daha iyiye, daha güzele ve birlikte ortak akıla nasıl ulaşabiliriz. Yani bu talepte bulunan arkadaşlarımızın ben dahil yanlışı varsa bunlar da elbetteki tartışılmalı ama ortak akılla” diye konuştu.

“BU BİR ORTAK AKIL GRUBU”

Usluer sözlerine şöyle devam etti: “Yani biz Meclis’te bulunduğumuz yerden iktidar partisini eleştirirken kendi partimiz içerisinde bu tür eleştirilerin oluşmayacağı ortak akıl havuzunun oluşturulmasından yanaydık. Ne yazık ki tüzük kurultayında bunu gerçekleştiremedik. Arkasından bir erken seçim ve bu süreçte de o 47’liler denilen ve Türkiye demokrasi tarihi için önemli arkadaşların olduğu o milletvekili grubunda 38’i milletvekili adayı yapılmadı. Şu anda bu başlatılan olağanüstü kurultay sürecinde tüzük kurultayı sürecinde kafa yoran kişiler bu grubun içinde. Ve bu nedenle deniliyor ki ‘Bunlar muhalif bir grup zaten milletvekili olamayanlar grubu”. Değil bu hareket tüzük kurultayında başlamıştı. Bu hareketin içinde milletvekili olanlar var, olmayanlar var, daha önce de milletvekili olmayanlar var. Bu bir ortak akıl grubu. Ortak istek CHP’de demokrasiyi gerçekleştirmek. Ve neticede de istediğimiz ortak aslında CHP’nin iktidar olmasını istiyoruz.”

“CHP DELEGELERİ LİDERİNİ SEÇECEKTİR”

“Buradaki soru CHP’nin genel başkanı kim olsun ya da CHP’nin genel başkanı kim olmasın sorusu değil” diyen Usluer, “Burada belirttiğim ilkeler çerçevesinde; ideolojik duruş, yönetim anlayışı, kadro hareketi, bu çerçevede CHP delegeleri liderini seçecektir zaten” ifadelerini kullandı.

“Türkiye bir seçim sürecinden geçti. Seçim sürecinde partimizin Cumhurbaşkanı adayı Sayın Muharrem İnce’ydi ve Muharrem İnce bir yüzde 30’luk barajı aşan, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir kişi oldu” ifadesini kullanan Usluer, “Dolayısıyla bu hareketin içerisinde mevcut genel başkanımız olması dolayısıyla Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bulunması ne kadar doğru ise Cumhurbaşkanı adayımız olan ve bir çok farklı kitlede heyecan uyandıran Sayın Muharrem İnce’nin de yer bulması o kadar doğal” dedi.

“SİYASETİ SADECE MECLİS’TEN İBARET GÖRMEKTEN VAZGEÇMELİYİZ”

Usluer “’Olağanüstü koşullarda artık olağan siyaset yapılamaz’ diyorsunuz, bunu açabilir misiniz?” sorumuza şu yanıtı verdi:

“İster kabul edelim ister etmeyelim, ister meşru diyelim ister gayrımeşru diyelim 24 Haziran’da bir seçim olmuştur. Bu seçimin bir galibi vardır. Bu seçimin bir başkanı çıkmıştır. Oy verelim vermeyelim sonuçları görmezden gelme gibi bir durumumuz yok. Rejim değişmiştir. Parlamento etkisiz ve işlevsiz hale getirilmiştir. Dolayısıyla artık Meclis’te bütün siyaseti yapalım, Meclis’te direneceğiz tabii ki bunlar da yapılabilecekler arasında ama artık siyasetin bu mecrada çok da anlam kazanmayacağı görülüyor. Öncelikle siyaseti sadece Meclis’ten ibaret olarak görmekten vazgeçmemiz lazım. Siyaseti bir bütün olarak düşünmeliyiz ve toplumsal hareketi siyasetin merkezi olarak kabul edecek bir anlayışla siyaset yapmalıyız.”

“HDP İTTİFAKIN DIŞINDA BIRAKILMAMALIYDI”

Usluer’e “CHP’nin 24 Haziran öncesi attığı adımları nasıl değerlendiriyorsunuz, neyi farklı yapabilirdi” sorusunu sorduk. “İttifak yasasını çıkarmak yerine AKP barajı kaldırmalıydı. Bu noktada CHP’nin bir eksiği yok. İttifak yapan partilere sıfır yapmayan partilere yüzde 10 barajı olması bence kabul edilemez, Anayasanın eşitlik ilkesini aykırı bir durum” diyen Usluer, “CHP’nin İYİ Parti’nin seçime girebilmesi için 15 milletvekilini vermesi, Saadet Partisi’nin de içinde olduğu bir ittifakın yapılması, bunların hepsi doğru hamlelerdi. Ama HDP gibi Türkiye siyasetinde başka önemli bir figürün ittifakın dışında bırakılması bence doğru bir hamle değildi. Seçimin sonuçlarını tartışırken bizden İYİ Parti’ye giden oylar, bizden HDP’ye giden oylar gibi bir sayımda bulunuyorsak özellikle HDP’ye giden oylar bir siyasi çağrıdan ziyade seçmenin doğal yönelimi sonucunda oluştu. Çünkü biliniyordu ki yüzde 10 barajını HDP geçemediği takdirde 60-70 civarında bir milletvekili doğrudan AKP’ye geçecek. Özellikle büyük şehirlerdeki aydın, entelektüel seçmen HDP’ye oy vererek barajı geçmesi için katkıda bulundu” değerlendirmesi yaptı.

“PARTİ İÇİNE YÖNELİK ÖZELEŞTİRİ HALA YAPILMADI”

“Keşke daha büyük bir ittifak yapabilseydik çünkü oyunun kurucusu CHP’ydi, Bunun bir özeleştirisini yapmamız lazım” diyen Usluer, 24 Haziran’da bir seçim olmasına rağmen CHP’nin halen parti içine yönelik bir özeleştiri yapmamış olmasına dikkat çekti. Usluer, “Biz yüzde 25 yada yüzde 26’ylık oyumuzu alamadıysak demek ki bizim de seçim sürecini yönetmede bir takım hatalarımız olmuş. Neler olabilir bunlar, Gerçekten CHP’li olmayan adayların farklı bölgelerde gösterilmesi, şehirlerdeki iç dinamikler gözetilmeksizin aday belirleme süreçleri ki gerçekten siyasette seçim sonuçlarını belirleyen önemli faktörlerden biri belirlenen adaylardır” dedi.

“ÖNE ÇIKAN ADAY MUHARREM İNCE”

Usluer, “Kurultay için yeterli sayı toplandığında ve kesin karar alındığında adayınızın Muharrem İnce olacağı yönünde bir beklenti var, bu noktada bir mutabakatınız var mı?” sorusuna, “Bu bir imza toplama süreci. Bu sürecin sonunda kurultay delegelerinden toplam 120 imzayı toplayan herkesin aday olma şansı var. Ancak delegeden talep, tabandan gelep tabii ki bu Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde gösterdiği performans nedeni ile şu anda öne çıkan adayın sayın Muharrem İnce olduğunu gösteriyor” yanıtı verdi.

“KADIN TEMSİLİYETİNDE ÜÇÜNCÜ SIRAYA GERİLEDİK”

“Politikada ve partinizde Kadın siyasetçi olarak yer almak ve siyasette kadının yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorumuzu Gaye Usluer şöyle yanıtladı:

“Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma baktığımızda kadının konumu adeta bir engellinin konumundan farklı değil, gencin konumu adeta bir engellinin konumundan farklı değil.Tüm siyasi partilerde kadınların önündeki engeller üç aşağı üç yukarı birbirine benziyor. Hakim siyasetçi motifine baktığımızda herkes kadın dostu ama parlamentodaki temsiliyete baktığımızda öyle kadın dostu bir durumun olmadığını görüyoruz. 1 Kasım 2015 seçimlerinde parlamentoda kadın temsiliyeti yüzde 14.8 civarındaydı. Bugün yüzde 17.4’lük bir kadın temsiliyeti var. 600 milletvekiline de çıktı bu arada. Yine 1 Kasım 2015’te CHP, kadın temsiliyeti açısından HDP’den sonra ikinci sıradaydı ve ortalamaya yakın bir konumdaydı. Benim için üzücü olan ve CHP’de siyaset yapan tüm kadınlar, genç kadınlar herkes için üzücü olan biz şu anda HDP, AKP ve CHP şeklinde yani üçüncü sıradaki bir siyasi partiyiz. bunun bence çok iyi irdelenmesi lazım. Söylemlerimizle eylemlerimizin örtüşmesi lazım. Yüzde 33 kotamıza bile uymuyoruz.”

Video