İNSAN HAKLARI TOPLUM-YAŞAM Veri Haberciliği

Verilerle sivil toplum ve dernekler: Türkiye demokratikleşmeye ne kadar ‘gönüllü’ ?

Türkiye ne kadar demokratik? Bu soruyu pek çok göstergeye bakarak yanıtlamak mümkün. Yaşanan hak ihlalleri, darbeler ve darbe girişimleri, medya faaliyetlerine baskı hepimizin gözü önünde cereyan etse de bu soruya yanıt bulmak için bakılması gereken farklı bir gösterge daha mevcut: Türkiye’de sivil toplum kuruluşları ve özellikle de dönemlere göre dernekleşme oranları. Türkiye’de ve dünyada dernekleşme verilerine ve bu verilerin dönemsel değişimlerine dayanarak sivil toplumun gelişimini ve demokratikleşme açısından yaşanan iniş çıkışları karşılaştırmalı olarak analiz etmeye çalıştık.

Sivil toplum, demokratik bir ülkenin olmazsa olmaz unsurlarından biri. Kolektif hedeflere vatandaşların gönüllü katılımıyla ulaşmaya çalışan sivil toplum yapıları, itici güç rolüyle ülkeleri ileriye taşıyan en önemli araçlardan biri. Toplumsal sorunların çözümüne dönük çalışan sivil toplumun en önemli ayaklarından biri de dernekler.

Üyelik yöntemiyle faaliyet gösteren dernekler, kazanç paylaşma dışında, ortak bir amacı gerçekleştirmek amacıyla kurulurlar. Osmanlı döneminden bu yana faaliyet gösteren dernekler, Türkiye’de ilk kez 1924 Anayasası’nda kendine yer buldu.

SİYASİ ÇALKANTILAR VE DARBE DÖNEMLERİNDE DERNEKLEŞME 

Zaman içinde gelişen yasalarla daha kapsayıcı hale getirilen bu yapılar, Türkiye’nin siyasi çalkantılarından da dönem dönem etkilenmişti. 12 Mart 1971 muhtırası ve Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ile Hüseyin İnan’ın bir yıl sonra idam kararının alınmasıyla devam eden sıkıyönetim sürecinde Türkiye demokratik bir darboğaza girmişti. Bu dönem dernekler de hızla kapatılmış, dernek sayısı 1972 yılı içinde 45 binli rakamlardan 18 binli rakamlara gerilemişti. Türkiye bu sayıyı en son 1960’ta görmüştü.

1989 ASKERİ DARBESİ TOPLUMU 20 YIL GERİYE ATTI 

1980 darbesi de dernekleşmeye ket vuran Türkiye tarihindeki önemli gelişmelerden biriydi. 1980 yılına girilirken 38 bin 254 olarak hesaplanan dernek sayısı, yıl sonunda 18 binli rakamlara düşecek, ülke tekrar 1960 yılının dernek rakamlarına dönecekti.

Bu iki tarih dışında da demokrasinin baskı altına girdiği dönemlerde de dernek açılma sayılarının düştüğü veya çok az sayıda yeni derneğin açıldığı, yani dernek artış hızında ciddi düşüşlerin yaşandığı aşağıdaki grafikte gözlemlenebiliyor.

2003-2004 yıllarında, yani AB müzakerelerinin en hararetli döneminde Meclis’ten geçen yeni dernekler yasası da sayıda geçici bir düşüşe yol açtı. Ancak bu dönemde derneklerin üye sayılarının hızla arttığını, yani sivil topluma katılımın hızla yükseldiğini söylemek mümkün.

Gün itibariyle Türkiye’de 114 bin 551 faal dernek bulunmakta, bu derneklerin ise 11 milyon 114 bin 918 üyesi var. Bunun yaklaşık beşte birini kadınlar oluştururken erkek üye sayısı 8 milyon 805 bin 791’e ulaşmış durumda. Bugüne kadar ise toplamda 180 bin 257 dernek feshedildi.

KAÇ KİŞİYE BİR DERNEK DÜŞÜYOR?

STGM, DERBİS verileri

Türkiye’de dernek sayılarının değişimine ve toplam nüfus içindeki karşılığına baktığımızda karşımıza oldukça ilginç veriler çıkıyor:

MÜTHİŞ YÜKSELİŞE ‘DARBE’

Türkiye’nin ‘darbeler tarihi’ni başlatan 1960 darbesine uzanan süreçte Türkiye’de dernek sayısı adeta sıçramaları şekilde arttı. 1938 yılında 82 bin 926 kişiye bir dernek düşerken (grafikte gösterilmiyor), 1947 yılına geldiğimizde 22 bin 209 kişiye bir dernek düştüğünü söylemek mümkün. Bu oran 1950 yılına geldiğimizde 9648 kişiye bir dernek olarak karşımıza çıkıyor. Toplumun örgütlenmesi 1950’lerde de devam ediyor ve 1960’a geldiğimizde 1453 kişiye bir dernek düştüğünü görüyoruz.

1960 darbesinden derneklerin nasıl etkilendiğini söylemek güç zira 1961 yılına ait elimizde bir veri yok. Ancak dernek artış hızının bu dönemden sonra düştüğünü, günümüzde 700-800 kişiye bir dernek düşecek şekilde gerçekleştiğini gözlemleyebiliyoruz.

GEZİ EYLEMLERİ SONRASI İKİ YILDA DERNEKLERİN ÜYE SAYISINDA BÜYÜK ARTIŞ

Öte yandan son dönemdeki dernek üye sayılarına baktığımızda kesintili olsa da bir artıştan söz etmek mümkün. 2004’te dernekler yasasının değişmesi sonrası dernek sayısı azalırken aynı dönemde dernek üye sayılarının hızla arttığı (yüzde 30,34) gözleniyor. 2006-2010 arası gözlenen durağanlığın ardından 2010’lu yıllarda vatandaşların sivil topluma katılma ve bir katkı sunma güdüsünün karşılık bulduğunu görüyoruz. Özellikle Gezi Parkı protestolarıyla başlayan ve toplumsal muhalefetin yükselişiyle karakterize olan iki yılda dernek üye sayılarının 1.5 milyon birden artması oldukça kayda değer.

SİVİL TOPLUMUN YÜKSELİŞİ 2015’TE DURDU(RULDU)

Ancak bu yükseliş 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası ortaya çıkan ve seçimlerin yenilenmesiyle sonuçlanan şiddet ve katliamlar dönemiyle birlikte sert şekilde durdurulmuş gözüküyor. Çatışmasızlık durumunun ortadan kaldırılması, hendek savaşları, Suruç Katliamı, Ankara Katliamı gibi çok ağır travmalarla yüz yüze bırakılan Türkiye toplumunun sivil toplum faaliyetlerinden de hızla uzaklaştırıldığı görüyoruz. Özellikle darbe girişiminin yaşandığı 2016 yılından 2017 yılına artış hızının ciddi şekilde düştüğü (yüzde 2,09) görülüyor.

OHAL DÖNEMİ SİVİL TOPLUMU VURDU

2015 yılı ortasında başlayan şiddet ve baskı dönemi 2016 darbe girişimi sonrası 20 Temmuz 2016’da ilan edilen Olağanüstü Hal ile birlikte daha da kötüleşti. Bu döneme baktığımızda KHK’larla birçok vakıf ve derneğin kapatıldığını görüyoruz. Bu dönemde kapatılan kurumlar arasında sayıca en fazlası dernek ve vakıflardı. 1748 vakıf ve dernek KHK’larla kapatıldı. Kapatılan sendika ve federasyonları da ekleyince bu rakam 1767’ye ulaştı. KHK ile kapatılan dernekler arasında Gülen cemaatiyle bağlantılı olmayan, Özgür Hukukçular Derneği, Özgür Gazeteciler Cemiyeti, Gündem Çocuk Derneği, TODAY TAREM gibi sivil toplum örgütleri de vardı. Benzer şekilde toplam 2838 eğitim ve sağlık kurumunun da kapısına kilit vuruldu.

TÜRKİYE ‘GÖNÜLLÜ’ DEĞİL

Türkiye verilerini dünya ile kıyasladığımızda Türkiye’de yaşayan insanların gönüllü faaliyetlere katılımının OECD ortalamasının oldukça altında kaldığını görüyoruz. Çocuk/genç kesim veya orta yaşlı kesim fark etmez, Türkiye’de gönüllülük oldukça sınırlı. Bazı ülkelerin genç nüfusunda gönüllülüğün sınırlı olduğunu gözlemlesek de aynı ülkelerin 30-49 yaş aralığında çok daha aktif olduğu gözüküyor. Japonya, Almanya ve Fransa buna örnek. Güney Kore ve Yunanistan gibi ülkelerde ise gençlerin aktif olduğunu, orta yaşlı kesimin gönüllü faaliyetlerden daha uzak olduğunu söylemek mümkün.

STK’LARDA TÜRKİYE, DÜNYA SIRALAMASINDA ORTA-ALT SIRALARDA

Derneklerden çıkıp genel olarak Sivil Toplum Kuruluşları’na (STK) baktığımızda 3.3 milyon STK ile Hindistan, dünyada birinci sırada geliyor. Ancak kişi başına düşen STK bakımından bu ülke orta sıralarda. Bu alanda en başarılı ülkeler, yani vatandaşların sivil topluma en aktif destek sağladığı ülkeler olarak Fransa, İngiltere, Hırvatistan ve Almanya gibi Avrupa ülkeleri. Hindistan, Brezilya, Türkiye, Rusya gibi gelişmekte olan ülkeler 630 ila 370 kişiye bir STK ile orta-alt sıralarda yer alıyor. Ancak Rusya ile Türkiye, bu dörtlü arasında durumu en kötü ülke. Mısır 2295 kişiye bir, Afganistan 5828 kişiye bir STK ile listede son sıralara oynuyor.

Son grafikteki verilerin dernek sayısı değil, STK sayısı olduğunu ve verilerin 2010 ila 2015 yılları arasına ait olduğunu vurgulamakta yarar var. Zira bazı ülkeler beş yılda bir veri paylaşırken Hindistan’dan gelen son veri 2010 yılına ait.

VERİLER

Verilerin Türkiye’ye ait 2000 yılı öncesine ait bölümü, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nden (STGM) aldığımız veriler. Yurt dışı verileri ise OECD verileri. 2000 yılı sonrası Türkiye verileri ise Dernekler Bilgi Sistemi (DERBİS) kaynaklı.

Video