İNSAN HAKLARI Veri Haberciliği

TÜİK, 2017 sonu ceza infaz kurumu istatistiklerini açıkladı: Tutuklu yargılananların sayısı hızla artıyor

Ceza infaz kurumlarında 31 Aralık 2017 tarihindeki kişi sayısı, 2016 yılının aynı gününe göre yüzde 15,7 artarak 232 bin 340 oldu. Aynı dönemde çocuk hükümlü sayısı ise yüzde 109,4’lük artışla 2056 oldu. Cezaevlerindeki tutuklular ise 2013’te 28 bin 108 kişi iken 2017 sonu itibariyle 79 bin 261.

TÜİK, 2017 sonu ceza infaz kurumu istatistiklerini açıkladı. İstatistiğe göre, cezaevleri nüfusu hızla artıyor. 2013 yılı sonunda 140 bin 98 olan cezaevleri nüfusu, 2017 sonuna geldiğimizde 232 bin 340’a yükseldi. Artış hızının özellikle OHAL dönemiyle birlikte hız kazandığı görülüyor.

Ceza infaz kurumlarının 31 Aralık 2017 tarihindeki nüfusuna baktığımızda nüfusun yüzde 65,9’unu hükümlüler, yüzde 34,1’ini ise tutuklular oluşturuyor. Bu oran 2013 yılı sonunda yüzde 80,5’e yüzde 19,5 idi. Yani OHAL ile tutukluluk konusunda da büyük bir artışın yaşandığını söylemek mümkün.

BİR ‘CEZALANDIRMA YÖNTEMİ’ OLARAK TUTUKLULUK: TUTUKLU YARGILANANLARIN ORANI HIZLA ARTIYOR 

Hatırlanacağı üzere tutukluluk sürelerini sınırlayan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 102. maddesinin 31 Aralık 2010’da yürürlüğe girmesinin ardından ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda tutukluluk süresi iki yılla sınırlanmış, zorunlu hallerde üç yıl daha uzatılabileceği hüküm altına alınmıştı. Dönemin özel yetkili mahkemelerinde ise bu sürenin iki katına kadar çıkarılabileceği öngörülmüştü. ÖYM’lerin kaldırılmasıyla birlikte kanunen en uzun tutukluluk beş yılla sınırlanırken bu beş yıllık süre, “cezalandırma yöntemi olarak kullanıldığı” gerekçesiyle hukukçuların eleştirilerine hedef olmaya devam etmişti.

O dönemdeki adıyla Gülen cemaatinin, kontrol ettiği yargı ile muhalif kesimleri sindirip susturmak için uzun yıllar boyu kullandığı uzun tutukluluk yöntemi, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası da bir yöntem olarak sürdürüldü. Üstelik davaların sürüncemede kalması cezaevlerindeki tutuklu sayısını günden güne artırırken, Cumhurbaşkanı’na hakaret gibi delillerin toplandığı ve delillerin gizlenmesinin mümkün olmadığı durumlarda bile tutukluluk yöntemine başvurulması, yargıya olan güveni yoğun bir şekilde tahrip etti.

25 Ağustos 2017’de yayınlanan 694 sayılı KHK ile tutukluluk süreleri yeniden uzatılırken terörle mücadele kapsamına giren suçlarda iki yıl olan tutukluluk süresinin beş yıl daha uzatılabilmesinin önü açıldı. Bu da cezaevlerindeki tutuklu yoğunluğunun süreceğine yönelik güçlü bir işaret olarak göze çarpıyor.

12 YAŞ ÜSTÜ NÜFUSUN BİNDE ÜÇÜ DEMİR PARMAKLIKLAR ARDINDA: 4 YILDA ÜÇTE İKİ ARTIŞ

Her yılın 31 Aralık tarihi itibarıyla Türkiye’de yüz bin kişi başına düşen ceza infaz kurumundaki kişi sayısı 2013 yılında 188 olurken, bu sayı yıllar itibarıyla artarak 2017 yılında 288’e ulaştı. Diğer taraftan 2017 yılında 12 ve daha yukarı yaştaki her yüz bin kişiden 355’i ceza infaz kurumunda yer aldı. Bu oran, erkekler özelinde yüz binde 681 ile neredeyse yüzde 1’e yaklaştı.

PERSONEL BAŞINA NÜFUS: 4,3

Personel başına nüfusun son 5 yılda artmakla birlikte 4,3 gibi oldukça düşük gözüken bir oranda olduğunu görüyoruz. Peki bu ne demek? Dün yayınlanan istatistikler haricinde, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Kasım 2018 verilerine baktığımızda personel sayısının 10 ayda 53 bin 528’den 61 bin 92’ye yükseldiğini görüyoruz. Aynı veriler bize bu personelin yüzde 80’inin infaz koruma memuru gibi güvenlik personeli olduğunu söylüyor. Revir çalışanı, sosyal hizmet uzmanı, psikolog gibi uzman personel ise bu sayısının yalnızca yüzde 3’ü. Yüzde 2 yönetici personelken geriye kalan yüzde 15 ise destek personeli. Yani hapishanelerin asıl işlevinin ıslahtan ziyade mahkumları hizaya sokmak üzerine temellendirildiği gözleniyor.

YABANCILAR KİM?

Paylaşılan istatistiklerde karşımıza cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin uyrukları da çıkıyor. Ancak yabancıların hangi ülkelerden olduğuna dair bir veri paylaşılmamış. Bu minvalde, yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle cezaevlerinde tutulan göçmenlerin hapishane nüfusunun neresinde olduğu da paylaşılmamış. Bu da konuştuğumuz uzmanların dikkat çektiği ve sorun olarak gördüğü başlıkların başında geliyor.

HAPİSHANELERE 2017 YILINDA 215 BİN 761 HÜKÜMLÜ GİRDİ

Bir hükümlünün aynı yıl içinde bir veya daha fazla giriş kaydı dikkate alındığında, 1 Ocak-31 Aralık 2017 tarihleri arasında ceza infaz kurumlarına 215 bin 761 hükümlü giriş kaydı yapıldı. Yine bir hükümlünün aynı yıl içinde bir veya daha fazla çıkış kaydı dikkate alındığında, aynı tarihler arasında 193 bin 662 hükümlünün çıkış kaydı yapıldı. Giren hükümlülerin yüzde 96,2’sini, çıkan hükümlülerin ise yüzde 96,1’ini erkekler oluşturdu.

ÇOCUK HÜKÜMLÜLERDE ÇOK BÜYÜK ARTIŞ

Ceza infaz kurumuna hükümlü statüsünde giriş kaydı olanlardan ceza infaz kurumuna girdiği andaki yaşa göre çocuk (12-17 yaş grubu) olanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 109,4 artarak 2056 olurken, suç işlediği andaki yaşı çocuk yaşta olanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 28,3 artışla 11 bin 805 oldu.

HÜKÜMLÜLER ARASINDAKİ EN YAYGIN SUÇ: HIRSIZLIK

Ceza infaz kurumuna giren hükümlülerin birden fazla suç işlemesi durumunda en ağır cezayı gerektiren suç esas alınmakta olup, bu esasa göre değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumuna 1 Ocak-31 Aralık 2017 tarihleri arasında giren hükümlülerin yüzde 17,3’ü hırsızlık, yüzde 12,3’ü yaralama, yüzde 7,7’si İcra İflas Kanunu’na muhalefet, yüzde 7,2’si uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ve yüzde 3,7’si ise öldürme suçu işledi.

SUÇ TÜRLERİNDEKİ SORU İŞARETİ: SİYASİ SUÇLAR NEREDE?

Dikkat çeken bir diğer nokta; derlenen istatistiklerde siyasi suçlarla ilgili bir başlık açılmadığı görülüyor. Öte yandan ‘diğer suçlar’ başlığı altındaki yoğunluk da dikkat çekici. Kötü muamele gibi oldukça düşük bir tutukluluk/hükümlülük oranına sahip bir suçla ilgili veriler kamuoyuyla paylaşılabilirken bu bilgilerin paylaşılmaması da şeffaflıkla ilgili soru işaretlerine yol açıyor.

HÜKÜMLÜLERİN YÜZDE 36,2’Sİ İLKÖĞRETİM MEZUNU

Paylaşılan verilere geri dönersek, ceza infaz kurumuna 1 Ocak – 31 Aralık 2017 tarihleri arasında giren hükümlüler işlenen suça göre değerlendirildiğinde hırsızlık suçu işleyenlerin yüzde 47,3’ü ilköğretim mezunu, yüzde 17,7’si ilkokul mezunu, yüzde 12,3’ü lise ve dengi meslek okulu mezunu kişilerden, yaralama suçu işleyenlerin ise yüzde 37’1’i ilköğretim, yüzde 22,1’i lise ve dengi meslek okulu, yüzde 19,8’i ilkokul mezunu kişilerden oluştu.

ÖLDÜRME SUÇU İŞLEYENLERİN YÜZDE 32,9’U LİSE VE YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNU

İcra İflas Kanunu’na muhalefet suçu işleyenlerin yüzde 30’unu lise ve dengi meslek okulu, yüzde 25,6’sını ilköğretim, yüzde 19,2’sini ilkokul mezunu hükümlüler oluşturdu. Öldürme suçu işleyenlerin yüzde 29,6’sı ilköğretim, yüzde 28’i lise ve dengi meslek okulu, yüzde 19,2’si ilkokul mezunuyken, cinsel suçları işleyenlerin yüzde 39,1’i ilköğretim, yüzde 20,5’i lise ve dengi meslek okulu, yüzde 18,8’i ilkokul mezunu hükümlüler olarak gerçekleşti.

YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNLARI EN ÇOK İCRA İFLAS KANUNU’NA MUHALEFET ETTİ

Ceza infaz kurumuna 1 Ocak – 31 Aralık 2017 tarihleri arasında giren hükümlüler eğitim durumu ve işlenen suç sırası itibariyle değerlendirildiğinde; okuryazar olup bir okul bitirmeyenlerde yüzde 33,1, okuma yazma bilmeyenlerde yüzde 23,4, ilköğretim mezunlarında yüzde 22,5, ilkokul mezunlarında yüzde 15,8, ortaokul ve dengi meslek okulu mezunlarında yüzde 13,3 ile hırsızlık suçu; lise ve dengi meslek okulu mezunlarında yüzde 12,9 ile yaralama ve yükseköğretim mezunlarında yüzde 16,1 ile İcra İflas Kanunu’na muhalefet suçu ilk sırada yer aldı. İcra iflas kanunu dahilindeki suçlara taahhüdü ihlal, boşanma sonrası nafakanın ödenmemesi gibi suç türleri de dahil.

Video