İNSAN HAKLARI MANŞET TOPLUMSAL CİNSİYET Veri Haberciliği

Kadınların gözünden sokağa çıkma yasakları ve zorunlu göç: Çocukların yarısı okuldan uzaklaştı

Türkiye 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası hala yer yer devam eden çatışmalı ve toplumsal muhalefetin çok yönlü olarak baskı altına alındığı bir döneme girdi. Çözüm sürecinin bitirilmesi ve çatışmalı yeni bir sürecin başlamasıyla simgelenen bu dönemde binlerce yurttaş yaşanan çatışmalarda hayatını kaybederken, yüz binlerce yurttaş göçe zorlandı, sokağa çıkma yasakları ve hendek çatışmalarıyla öne çıkan pek çok kent ve ilçe adeta yerle bir edildi. Bu kentlerin sakinleri tüm bu savaşın ortasında çaresiz bir şekilde mağdur oldu. Aileler bu süreçte ne gibi zorluklarla baş etmek zorunda kaldı? Çatışmalar öncesi ailelerin durumu neydi, şu an ne durumdalar? Bu soruların yanıtını arayan Diyarbakır merkezli Göç İzleme Derneği (GÖÇİZDER) tarafından yapılan kapsamlı araştırmadan yola çıkan veri haberlerimize devam ediyoruz.

dokuz8HABER/Zana Kibar (@zana_kibar)

Türkiye 7 Haziran 2015 seçimlerinin hemen ardından çözüm sürecinin bittiği, çatışmalı bir sürecin başladığı yeni bir döneme girmişti. Tarihe ‘hendek savaşları’ veya ‘öz yönetim direnişi’ olarak geçen ve sokağa çıkmak yasaklarıyla simgelenen dönem boyunca yaşanan çatışmalar sürecinde ilçeler, büyük yıkıma uğramış, bazı bölgeleri adeta dümdüz olmuş, bu kentlerin sakinleri tüm bu savaşın ortasında çaresiz bir şekilde mağdur olmuştu. Bölgede 80’lerden bu yana en büyük göç hareketi yaşanırken birçok kişi güvenlik güçlerinin zorlamaları veya kendilerini güvende hissetmemeleri sebebiyle evlerini terk etmek zorunda kaldı. Aileler bu süreçte ne gibi zorluklarla baş etmek zorunda kaldı? Çatışmalar öncesi ailelerin durumu neydi, şu an ne durumdalar? Bu soruların yanıtını arayan Diyarbakır merkezli Göç İzleme Derneği (GÖÇİZDER), kadınların sokağa çıkma yasakları ve zorunlu göç sürecinde yaşadıklarına odaklanan kapsamlı bir araştırmaya imza attı.

Göç İzleme Derneği’nin (GÖÇİZDER) kadınların perspektifinden yola çıkarak hazırladığı rapor, her yaş grubundan 480 kadınla yüz yüze görüşmeler üzerinden gerçekleştirilirken görüşmeler Diyarbakır, Şırnak, Hakkari, Mardin, Van, Mersin ve İstanbul illerinde hayata geçirildi.

YAS BİLE TUTAMAMIŞLAR

Raporda katılımcıların abluka sürecinde karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerine bakıldığında, sıralamanın başında insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleye maruz kalmaları; kendisinin ya da bir yakının beden bütünlüğünün zarar görmesi; yakınlarının kaybı; gözaltı ve tutuklamalar öne çıkıyor. Bunlarla beraber yakınının kaybını yaşayan kişiler, yas süreçlerini de gelenek ve göreneklerine göre tamamlayamadıklarını belirtmişler. Ailelerin karşılaştığı hak ihlalleri ile ilgili şıkların bazı katılımcılar tarafından yetersiz bulunmuş, katılımcılar, “Aklınıza gelebilecek veya gelemeyecek her tür ihlal ile karşılaştık” ifadelerini kulanmışlar.

“EVLERİMİZİ YAĞMALAYANLAR ARASINDA KORUCULAR DA VARDI”

Katılımcılar abluka sürecinde yaşanan ya da tanık olunan şiddet türleri arasından en fazla yüzde 63 ile kolluk kuvvetlerinin fiziki ve sözlü şiddeti; yüzde 31’i ise aile içi şiddettin artması ya da ortaya çıkması şeklinde ifadelendirmişler. Çalışmanın yapıldığı tüm kentlerde katılımcılar, korucuların fiziki şiddeti ve yağmalama girişimlerinden söz etmesi, köy korucularının da bu sürece dahil edildiğine dair önemli bir veri sunuyor. Özellikle uzun süreli sokağa çıkma yasaklarının son günlerinde korucuların alana girdikleri ve yağmalama olaylarına karıştıkları, katılımcılar tarafından sıklıkla ifade edilmiş.

ÇATIŞMALAR, AİLE İÇİ ŞİDDETİ DOĞURMUŞ

Katılımcılar, kolluk kuvvetlerinin fiziki ve sözlü şiddetini maruz kalmayı yüksek bir oranda dile getirse de aile içi şiddetin artması ya da bu süreç ile beraber ortaya çıkması da dikkat çekici. Aile içi şiddetin bu süreçte ortaya çıkması çatışmanın doğrudan bir sonucu olduğu birçok kadının anlatısında yer almıştır. Yani şiddet, bir sarmala dönüşüp toplumsal yapıyı da bozucu bir etki yaratabiliyor.

HAK İHLALLERİ YAYGINDI: İŞKENCE, CİNSEL TACİZ, TEHDİT, ÖLÜM

Çeşitli aralıklar ve sürelerle devam eden sokağa çıkma yasakları nedeniyle birçok hak ihlali ve maddi-manevi kayıplar yaşanmış. Söz konusu süreçte katılımcıların yüzde 32’ si can kaybı yaşadıklarını; yüzde 41’i baskı ve tehdit altında kaldıklarını; yüzde 20’si gözaltı yaşadığını; yüzde 15’i tutuklandığını; yüzde 12’si işkenceye maruz kaldığını; yüzde 2’si cinsel tacize maruz kaldığını; yüzde 15’i yaralanma/sakatlanma yaşadığını; yüzde 2’ise zorla kaybedilme olayların yaşandığını ifade etmişler.

Türkiye’nin de taraf olduğu CEDAW sözleşmesinin 2. maddesi devletlere kadınların yaşadığı ayrımcılık ve şiddet ortamının ortadan kaldırılması yönünde görevlerini sıralıyor. Raporda, katılımcıların ifadelerinden yola çıkılarak yoğun çatışma döneminde hem Güvenlik Konseyi’nin 1325 No’lu kararı hem de CEDAW’ın ilgili maddesinin ihlal edildiği vurgulanmış.

ZORLA KAYBEDİLME VAKALARI YÜZDE 2’LERDE ÇIKMIŞ

Burada karşımıza çıkan en önemli olgulardan biri de zorla kaybedilmeler… Yaşanan diğer ihlal oranlarına göre düşük gözüken ancak kendi bağlamında düşünüldüğünde yüzde 2 gibi aslında çok yüksek bir oran sayılabilecek bir zorla kaybedilme olayıyla karşılaşılması, 2019 Türkiye’si için oldukça vahim. Katılımcıların yüzde 31’i ise bu soru karşısında sessiz kalmayı seçmişler. Bu nedenle bu katılımcıların herhangi bir kayıp olayına tanık olup olmadıkları da bilinmemekte.

ÇATIŞMALAR ÖNCESİ KATILIMCILARIN ÇOĞU KENDİ EVLERİNDE KALIYORDU

Sokağa çıkma yasakları öncesinde katılımcıların yüzde 83’ü kaldıkları konutun kendilerine ait olduğunu; yüzde 12’si kirada olduklarını; yüzde 5’i ise akraba evinde kaldığını belirtmiş:

ÜÇTE BİRİ EVLERİ HASAR GÖRMÜŞ OLSA DA OTURUYOR

Sokağa çıkma yasakları sürecinde göç yaşamak zorunda kalan ailelerin geri dönüş sürecinde katılımcıların yüzde 31’i evlerinin hasar görmüş olmasına rağmen kalmaya devam ettiği; yüzde 21’i evi sağlam olduğu için aynı yerde barınmaya devam ettiği; yüzde 22’si evi sağlam olmasına rağmen başka bir konutta kiracı olarak yaşamaya başladığını belirtmiştir.

ÜÇTE BİRİNİN EVİ AĞIR HASARLI

Katılımcıların yüzde 35’i sokağa çıkma yasakları sonrasında konutlar için yapılan hasar tespit çalışmasında evlerinin ağır hasarlı olarak tespit edildiğini; yüzde 24’ünün az hasarlı olarak tespitinin yapıldığı; yüzde 18’inin orta hasarlı olarak tespit edildiğini; yüzde 24’ü konutlarıyla ilgili hasar tespit çalışmasının yapılmadığını belirtmişler. Görüşmeler sırasında katılımcıların bir bölümünün orta hasarlı ya da ağır hasarlı evlerde yaşamaya devam ettikleri görülüyor.

KATILIMCILARA BİLGİ VERİLMEDEN SAĞLAM EVLER BİLE RİSKLİ ALAN KARARIYLA YIKILMAYA BAŞLANDI

Katılımcıların yüzde 51’i konutları için yıkım kararı alınmadığını; yüzde 37’si konutları için yıkım kararı alındığını; yüzde 12’si ise konutun yıkımı ile ilgili herhangi bir bilgiye sahip olmadığını belirtmiş. Konutları için yıkım kararı verilen veya yıkılan katılımcıların bir bölümü yeni yapılacak konutlara taşınmakta tereddüt ettikleri ve taşınmak istemedikleri görülüyor.

Ayrıca çatışmalardan sonra bazı şehirlerde veya ilçelerde (Sur, İdil, Şırnak, Cizre) yerel halkın isteği dışında ve hiçbir bilgi verilmeden birçok bölge Bakanlar Kurulu tarafından riskli alan ilan edilmiş. Bu bölgelerdeki yapıların, hasar görmüş olsun veya olmasın, yıkımına başlanmış durumda.

EVİ SAĞLAM OLMASINA RAĞMEN ÇIKMAYI SEÇENLER YÜZDE 21

Sokağa çıkma yasakları öncesinde kendilerine ait evlerde yaşayan ailelerin yüzde 36’sı göç sonrasında da konut hasarlı olmasına rağmen kendi konutlarında kalmaya devam etmiş; yüzde 21’i göç sonrasında evi sağlam olmasına rağmen başka bir eve kiraya çıkmış; yüzde 23’ü evi sağlam olduğu için göç sonrasında da konutunda yaşamaya devam etmiş.

ÇATIŞMALAR SONRASI KİŞİSEL İLETİŞİM GÜÇLEŞTİ

Katılımcıların yüzde 67’si abluka sürecinden sonra öz bakım yapmakta zorlandığını; yüzde 59’u yaşadıklarını paylaşmakta zorlandığını; yüzde 33’ü aile bireyleriyle ilişki kurmakta zorlandığını; yüzde 25’i karşı cinsle iletişim kurmakta zorlandığını; yüzde 24’ü ise anne-çocuk bağını kurmakta zorlandığını belirtiyor.

YAŞANILAN YER MEMNUNİYETİ

Katılımcıların yüzde 36’sı şu an yaşadıkları yerle ilgili “biraz memnun” olduğunu; yüzde 22’si “çok memnun” olduğunu; yüzde 28’i “hiç memnun” olmadığını; yüzde 14’ü ise “pek memnun” olmadığını belirtmiş. Katılımcılar evlerinden ve topraklarından kopmak zorunda kaldıkları dönemde büyük zorluklar yaşamışlar. Katılımcıların önemli bir oranı 1990’lı yıllardaki köy boşaltmalarında da zorla yerinden edilmiş ve bir daha evlerine, köylerine geri dönmelerine izin verilmemiş. Bu süreçte devam eden yasaklı bölgeler, yıkılan semtler ve mahalleler olmuş; önemli oranda bir nüfus bir daha dönebilecekleri bir ev, sokak, mahalle kalmadığını vurguluyorlar. Bu şartlarda dönebilenler, yaşanılan tüm zorlukları rağmen kendi topraklarına dönebilme sevinci yaşadıklarını belirtiyorlar.

SOSYAL ZORLUK YAŞAYAN DA VAR, AİLE BAĞI GÜÇLENENLER DE

Göç öncesi ve sonrası aile ve aile bireylerinin yüzde 77’ si sosyal yaşamda olumsuz etkilendiğinin ve bunun bir sonucu olarak daha az sokağa çıktığını; yüzde 63’ü göç sürecinde aile bireylerinin farklı yerlere göç etmek zorunda kalmaları nedeniyle ailelerinin parçalandığını belirtmiş. Katılımcıların yüzde 58’i ise çocuklarıyla bağlarının güçlendiğini; yüzde 40’ı ise hane halkı sayısında bir artış olduğunu ifade etmiş. Ayrıca birçok kişi “her şeyden soğudum” ve “hiçbir şey yapmak istemiyorum” da demiş.

AİLELER, ÇOCUKLARI VE EĞİTİM: ÇATIŞMALAR SIRASINDA ÇOCUKLARIN ANCAK YARISI OKULA GİDEBİLMİŞ

Katılımcıların yüzde 47’si çatışmalar döneminde çocuklarının düzenli olarak gidebildiğini; yüzde 31’i çocuklarının okula hiç gidemediğini; yüzde 10’u ise çok seyrek okula gidebildiğini belirtmiş.

ÇOCUKLARI OKULA GÖNDERMEME GEREKÇELERİ

Sokağa çıkma yasakları süreci ve sonrasında çocuklarını okula gönderemeyen 404 ailenin yüzde 72’si ortamın güvenli olmaması nedeniyle çocuklarının eğitimlerine ara vermişler. Öte yandan sokağa çıkma yasağı sürecinde çatışmanın olduğu il ve ilçe merkezlerindeki okullar karargâh olarak kullanılmış ve tahrip edilmiş. Sokağa çıkma yasakları sonrasında dahi eğitim öğretime açılan okullardaki askeri araçların varlığı devam etmiş. Raporda, bu durumun yüksek oranda bir tedirginliğe neden olduğu aktarılıyor. Sokağa çıkma yasağı döneminde yaşanan kayıplar ve karşılaşılan çok yönlü baskılar nedeniyle de birçok çocuğun okula devam etmek istemediği belirtiliyor. Özellikle arkadaşlarını ya da yakınlarını kaybeden çocukların gözünde eğitim öğretim hayatının anlamsızlaştığı dikkati çekiyor.

Göç etmek zorunda kalan aileler ve çocukları, göç ettikleri yerlerde de ayrımcı ve dışlayıcı bir tutum ile karşılaşmış. Özellikle, göçe maruz bırakılmış ailelerin çocukları okullarda dışlayıcı bir tutum ile karşı karşıya kalmışlar. Bu durumun yaratmış olduğu güvensizlik nedeniyle hem ailelerin çocuklarını okula gönderme, hem de çocukların eğitime devam etme konusunda isteksiz oldukları görülmüş.

Katılımcıların yüzde 35’i eğitim hizmetlerinin göç öncesi ve sonrası arasında bir farklılık olmadığını; yüzde 33’ü ise göç öncesi döneme göre çok daha kötü olduğunu belirtmişler.

İLGİLİ HABERLER:
Verilerle sokağa çıkma yasakları ve zorunlu göç sürecinde kadınlar
Kadınların gözünden sokağa çıkma yasakları ve zorunlu göç: Kadınlık saldırı altındaydı
Verilerle sokağa çıkma yasakları ve zorunlu göç: Devlet göçe zorladığı vatandaşlarına karşı yasal sorumluluklarını yerine getirmemiş
Verilerle sokağa çıkma yasakları ve göç: Yaşanan tahribat ve ekonomik etkileri

SON TWEET’LER

58 minutes ago
24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek, Giresun'da şüpheli bir biçimde hayatını kaybeden 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ı tanımadı.
Twitter'da yaptığı paylaşımda, Rabia'nın fotoğrafını profilinde kullananlar için, "Aynı foto 4 farklı hesap. Ekrem İmamoğlu'nun trol ekibi" dedi. https://t.co/QsCD6hnE7R
7 33
1 hour ago
İstanbul seçimleri için farklı görüşte olan çiftin tartışması sosyal medyada ilgi çekti.
via/@YolTV https://t.co/pvwDFo0wVA
13 60
2 hours ago
Japonya’da ‘Kedi Kafe’ ismindeki bir işletmede, bir düzineden fazla kedinin cam kenarına çıkarak pirinç tarlasını süren çiftçiyi izledikleri görüntüler sosyal medyada büyük beğeni aldı. https://t.co/EkVUfqs4Y4
3 hours ago
İstanbul'da "Yeditepe Huzur" asayiş uygulaması kapsamında, 39 ilçede denetim gerçekleştirildi. https://t.co/6MOvbDB45D
5
4 hours ago
Şarkıcı Cenk Eren'i telefonla arayan bir dolandırıcı, kendisini Zonguldak Valisi olarak tanıtıp engelli çocuklar için yapılan yardım kampanyasına 6 bin TL bağışta bulunmasını istedi. Polis, para hesaptan çekilmeden bloke ederek dolandırıcıların parayı çekmesini engelledi. https://t.co/OSrlg5PS58
3 4