İNSAN HAKLARI

‘Hukuk varsa Osman Kavala’nın serbest bırakılması lazım’

İş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğunun birinci yılında avukatları tarafından düzenlenen basın toplantısında, “Eğer Türkiye’de hukuk varsa Osman Kavala’nın serbest bırakılması lazım” denildi. Toplantıda Kavala’nın gönderdiği mektup da okundu. Kavala, mektubunda, “Benim durumumun bu sakat tutuklama rejiminin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ve yargısına verdiği zararın daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacağını ümit ediyorum” ifadelerine yer verdi.

İş insanı Osman Kavala’nın avukatları, Kavala’nın tutukluluğunun birinci yılında  İstanbul Taksim’de bulunan Hill Otel’de basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan Avukat Deniz Tolga Aytöre, bir yıl geçmesine rağmen iddianamenin hazırlanmadığını belirterek, “Osman Kavala kendi ismi üzerinden hiçbir şeyin tartışılmasını istemiyor. İddianamenin uzun sürebilme ihtimali hukukta ön görülebilir. Bizim sorunumuz iddianame değil, tutuklu yargılamaya son verilmeli” dedi. Bazı medya organlarında servis edilen ‘delillerin’ gerçek olmadığını ifade eden Aytöre, “Dosyanın savcısı dahi Osman Kavala’nın ifadesini almadı. Sorgudaki delillendirmelerdeki rahatlığımız nedeniyle bu kadar net bir şekilde basın toplantısı düzenleyebiliyoruz” dedi.

‘GEZİ FİNANSÖRÜ’ İTHAMLARINA TEPKİ

Aytöre’nin ardından konuşan Avukat İlkan Koyuncu, Kavala için “Gezi’nin finansörü” ithamlarında bulunulmasına tepki gösterdi. Koyuncu, “Yargı ve siyaset arasında bir mücadele olduğu zaman bazı refleks kararlar verilir. Bazı makamların elindeki güçler bazı makamlara devredilir. Osman Kavala hiçbir sorunun parçası olmamış. Kavala’yla görüştüğümüzde; ‘Türkiye’de tutuklu yargılama ve rejimle ilgili bir sorun var’ diyor. Türkiye’de bir yargı reformundan bahsediliyor. Madem bir takım şeyleri değiştirmek istiyoruz problemi doğru koymamız lazım” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE HUKUK VARSA OSMAN KAVALA’NIN SERBEST BIRAKILMASI LAZIM’

Basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Köksal Bayraktar, tutuklama sürecinin son bulması, AYM süreci ve AİHM sürecine ilişkin yaşananları şöyle sıraladı: “18 Ekim 2017 tarihinde Osman Kavala alışılmamış şekilde 13 gün gözaltında tutuldu. 1 Kasım tarihinde Osman Kavala Sulh Ceza Hakimliği’nin önüne getirildi. AİHS’de sanığın zorla ifade vermeye bırakılması yasaktır. Gece saat 04.00’te ifadesinin alınması hukuka aykırı bir eylem. Savunma 8 Kasım tarihinde tutuklamaya itiraz etti. Bu itiraz 24 gün sonra reddedildi. 22 Aralık 2017’den 16 Mayıs 2018’e kadar 10 ayrı tarihte 10 ayrı dilekçe sunduk. Bu taleplerimiz reddedildi. 29 Aralık 2017’de tutuklamanın Anayasa’ya aykırılığı ile ilgili AYM’ye müracaat ettik. Anayasa Mahkemesi bugüne kadar Osman Kavala’yla ilgili hiçbir işlem yapmadı. AYM, savunmamızı isteyebilirdi ya da devlete müracaat edebilirdi. Normal prosedür budur. 6 Haziran 2018’de de AİHM’e müracaat ettik. 24 Ağustos’ta AİHM konunun öncelikli ele alınmasını istedi. AİHM 10 Ocak 2019’a kadar yanıt beklediğini iletti. Hak arama hürriyetini Osman Kavala olayında göremiyoruz. Biz neyle suçlandığımızı bilmiyoruz. Yaşama hakkı ihlal ediliyor. Ayrıca bir yıldan beri süregelen bu uygulama bir işkence. Eğer Türkiye’de hukuk varsa Osman Kavala’nın serbest bırakılması lazım.”

‘KAVALA KÜRT DEĞİLDİ AMA KÜRT MESELESİYLE İLGİLİYDİ’

Basın toplantısının ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Deniz Tolga Aytöre, sorulan bir soruya, “Bizim hakkımızda delil toplayan bir örgütün üyesi olarak adımız anılıyor” cevabını verdi. İlkan Koyuncu, “Bizce bizi ikna edebilecek bir delilin sunulma imkanı yok. Osman Kavala’nın şiddet içeren bir suçla beraber anılmasına bizi ikna edemezler. Osman Kavala görmeye alışık olduğumuz bir figür değil. Kürt değil Kürt meselesiyle ilgili, Ermeni değil Ermeni meselesiyle ilgili. Zannediyoruz ki kimse bu konulara bu konuların aktörü değilse karışmamalı” dedi.

Osman Kavala’nın avukatlarının düzenlediği basın toplantısında Osman Kavala’nın gönderdiği mektup da okundu. Kavala’nın mektubunun tam metnini sizlerle paylaşıyoruz:

“Silivri’de ikametimin birinci yılı tamamlandı.

Beni anayasal düzeni ve hükümeti devirmeye teşebbüsle suçlayanların her geçen gün bu suçlarla alakam olmadığını daha iyi fark ettiklerine inanıyorum.

Ancak bu öğrenme süreci benim özgürlüğüm pahasına oluyor, hayatımdan aylar eksiliyor. Bir an önce özgürlüğüme, aileme, dostlarıma kavuşmak istiyorum. Bununla birlikte, yıllardır sakıncalarını vurgulamaya çalıştığımız, peşinen ceza haline gelmiş mahkeme öncesi uzun tutuklamalara ve tutuklu yargılamalara artık bir son verilmesini de hayati önemde görüyorum. Benim durumumun bu sakat tutuklama rejiminin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ve yargısına verdiği zararın daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacağını ümit ediyorum.

Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi normlarına aykırı, insan özgürlüğüne değer vermeyen bir anlayış nedeniyle mağdur olanlara özgürlüklerinin iade edilmesinin devletin en önemli önceliklerinden birisi olduğunu düşünüyorum.”

dokuz8Haber/İrem Afşin (@iremafsin)

Video